Limter Is
Anasayfa | DISK'e bagli Sendikalar | Iletisim | Sendikamizdan | Yasal Uyari | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

Arama


Gelişmiş Arama

Tersane isçisi ölmeye devam ediyor!..-Özgür Müftüoglu

Özgür Müftüoglu-Evrensel-21 Aralik 2007

Kategori  Kategori : Basindan
Yorumlar  Yorum Sayysy : 0
Okunma  Okunma : 2498
Tarih  Tarih : 24 Aralık 2007 23:16

Özgür Müftüoglu
Limter-Is Sendikasi’nin çagrisi ile TMMOB Istanbul Il Koordinasyonu ve Istanbul Tabip Odasi Istanbul Isçi Sagligi Enstitüsü’nün bir araya gelerek olusturdugu Tuzla Tersaneler Bölgesi Izleme ve Inceleme Komisyonu, bir süredir yürüttügü çalismalarini rapor haline getirdi. “Tuzla Tersaneler Bölgesindeki Çalisma Kosullari ve Önlenebilir Is Kazalari Hakkinda TUZLA TERSANELER GERÇEGI” baslikli rapor 16 Aralik 2007 günü kamuoyuna açiklandi. Raporda, uzunca bir süredir Tuzla tersanelerinde yasanmakta olan ölümlü is kazalarinin gerçek nedenlerinin ortaya konulmasi amaçlanmisti. Ve bu rapor, son derece önemli gerçekleri tüm çiplakligiyla ortaya koydu.
Tersaneler gerçegi raporunda ortaya çikan gerçekler, sadece Tuzla tersanelerinde yasananlar degildi. Bu raporla birlikte bunun çok daha ötesindeki gerçekler gözler önüne serildi.

2001 yilindan 2007 yilina kadar Türkiye gemi insa sanayisinin üretim kapasitesi yaklasik 10 kat artmis, ihracat 2.5 milyar dolara yükselmis. Artan üretim kapasitesi ile birlikte Türkiye, gemi insa sanayisinde dünyanin önde gelen ülkelerinden biri haline gelmis. Gemi insa sanayisindeki bu büyük “basari”nin karsiligini patronlar almislar elbette; kârlar, esine az rastlanir oranda yükselmis, bu kârliligi gören yabanci sermaye de bu alana göz dikmeye baslamis bile. Peki bu büyük basarinin ardindaki gerçek neymis? Gerçek, raporda çirilçiplak gözler önünde; üretimin 10 kat arttigi dönemde is kazalari nedeniyle ölen isçi sayisi 12 kat artmis. Yani is kazalari, raporda da ifade edildigi gibi “seri is cinayetleri”ne dönüsmüs.

Tersaneler gerçegi, sadece yüksek kârlarin ardindaki gerçegi göstermekle kalmiyor, devletin bu süreçteki durumunu da tüm açikligiyla gösteriyor. Devlet, Anayasa tarafindan “sosyal bir hukuk devleti” olmakla görevlendirilmis. Çalisma yasamini düzenlemek, sermayenin karsisinda emegin de haklarini en asgari düzeyde de olsa korumak üzere yasalar çikartmis, bu yasalari uygulatmak ve denetletmek üzere Çalisma Bakanligi’ni olusturmus, yasalarin uygulanmasindaki itilaflari çözmek üzere is mahkemelerini kurmus. Peki tüm bu kurumsal yapisi ile tersanede isçiler ölürken devlet ne yapmis? Onca isçi ölürken yasalar, müfettisler, mahkemeler ne yapmis? Söyleyelim; yapilan, kocaman bir hiç!.. Devletin tersanede bu seri is cinayetleri islenirken yaptigi tek is; tersanelerde ölümüne sömürüye karsi örgütlenme hakkini kullanmak isteyen, emeginin karsiligi olan ücreti almaya çalisan isçiyi kolluk güçleriyle baski altina almak olmus. Yani, devletin tersanelerdeki varligi, sadece ölmek istemeyen, insanca çalismak, yasamak isteyen isçiyi baski altina almak için ortaya çikmis.

Tersanelerde yasanan gerçekler baska gerçekleri de ortaya çikartmis. Bunlardan biri Avrupa Birligi gerçegi. Her firsatta demokrasinin, insan haklarinin, sosyal haklarin kaynagi olarak gösterilen AB, birçok konuda Türkiye’de yapilanlara müdahale ederken tersanede ölen isçiler ve onlar için mücadele eden sendikacilarin cezaevlerine gönderilmesini hiç mi hiç dert edinmemis. Nasil edinsin ki, AB konusunda hiç sözü edilmeyen Kopenhag ekonomik kriterleri söylemiyor mu piyasa ekonomisinin gereklerini yap diye? Hem tersanedeki patron, hem de devlet, AB’nin istediklerini yapiyorlar iste. Yani, isçilerin ölümünde AB ve onun dayattigi politikalar var, isçiler ayni zamanda AB için ölüyor. Neden karsi olsun ki buna AB?

Tersanelerde bir baska gerçek daha çikiyor ortaya: O da sözde isçi sinifini temsil eden sendikalarin gerçegi… Bir sendika tüm olanaksizliklara, tüm baskilara karsi tersane isçisinin ölümüne sömürüsünü engellemek için onlari örgütlemeye çalisiyor. Ama kasalari dolu sendika(ci)lar “sosyal diyalog”, “uzlasma” deyip bakanlarla, patronlarla otel lobilerinde bulusmanin yollarini ariyor. Tersane isçisine destek vermek akillarina bile gelmiyor. Gelse de koltuklarini, kasalarini tehlikeye atmak istemiyorlar.

Tersane gerçegi ile birlikte ortaya çikan bir baska gerçek de Türkiye’de “aydin” geçinen, “demokrat” geçinenlerin gerçegi oluyor. Tersanelerde onca isçi ölürken, ölümler seri cinayet haline dönüsürken killarini kipirdatmiyorlar. Hiçbirinin aklina gelmiyor “HEPIMIZ TERSANE ISÇISIYIZ” diye sokaklara çikmak, akillarina gelse de islerine gelmiyor besbelli. Kim bilir belki de AB’nin karsi çikmadigina karsi çikmak istemiyorlardir!
Sözün özü: Kârlar artiyor, sermaye birikiyor, ekonomi büyüyor, milliyetçilik yükseliyor, siyasal Islam güçleniyor, sendikacilarin genel kurullarda devlet büyüklerini alkislamaktan elleri sisiyor, Anayasa “sivil”lesiyor, AB’den demokrasi görüntüsü ardindan piyasanin tüm gereklerini dayatiyor.
Ama bugün bayram.
Bugünün bayram olmasi bir seyi degistirmiyor: TERSANE ISÇISI ÖLMEYE DEVAM EDIYOR!..
(Evrensel)  21 Aralik 2007

Yazdyrylabilir Sayfa Yazdyrylabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Basindan

En Çok Okunan Haberler

Son Dakika Haberleri

© 2005-2007 Tüm Haklari Saklidir
RSS Kayna?y | Yazar Giri?i

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi